Star Wars: The Last Jedi İncelemesi

Star Wars: The Last Jedi İncelemesi

Daha önce ne kadar bu filmi izlemeyeceğimi söylesem de yine ilk gününden filme gittim. Film başladı ve filmi ilk izlediğim zaman farkettiğim garip şey, serinin türünün evet türünün değiştiğiydi. Olmadık şeyleri bize gösterip yeni mitler ortaya atan ilk üçlemesi daha destansı yani epik. İkinci üçlemesi daha çok trajedi gibiydi Star Wars bu gibi hikâyeler işlerken bir anda sıradan insan hikâyesi olmaya soyunmuştu. Yine şaşırtıcı bi şekilde ele aldığını konular değişmişti sanki bir ana film değilde yan filmmiş gibiydi bence. Bu filmle birlikte 40 yıldır işlediği temayı bırakmıştı seri.

Yazar ve Yönetmen olan Rian Johnson’ın film için bir fikri ve hayalleri vardı. Bu tavrının arkasında durmasını takdir etsem de birilerinin ona bu hikayenin Star Wars teması işlemediğini en başından söylemesi gerekirdi. Bu hikaye o kadar karmaşıktı ki üzülerek söylüyorum bu film bir Star Wars yan hikayesi bile olamazdı. Filmlerin temelinde bize aktarılan her karakterin içinde dönen bir aydınlık yan ve karanlık yan çatışması vardır. Ne kadar savaş yapılsa da olay olsa da hatta bir süper yıldız destroyeri bile patlasa bu temel üzerine geçemezdi. Çünkü herkesin içinde bu çatışma sürekli olarak devam etmektedir.

Herkes, hapishanede Finn ve Rose’a yardım eden şifre kırıcı da, kaçakçılar da, silah tüccarlar da en sonunda bu savaşı yaşar.

Bence ve çoğu Star Wars sevene göre Star Wars bu tema üzerindedir. İlk üçlemede Han Solo’nun bu olaylardan uzak duruyor gibi gözükmesi üzerine Luke’a yardım etme ve Direniş’e katılma kararı alırken ki sürecini görürüz. Silah tüccarları bile biz iki tarafa da silah satıyoruz aynı şekilde davranıyoruz diyemez. Bunu diyebilecek herhangi bir karakter olamamasına ramen bunu iddia eden karakterler zaten çoktan taraf seçimlerini yapmışlardır ve biz onların o tarafa nasıl geçtiğini görürüz. Star Wars hep bunun hakkında olmuştur: Karanlık taraf ve aydınlık tarafın arasındaki denge ve karakterlerin seçimleri hatta bu konu o kadar önemlidir ki Clone Wars filmi sadece bu temayı işleyebilmek için ayrılmıştır diyebilirim.

Ama The Last Jedi kalktı, Direniş ve İmparatorluğun simgelediği çatışmayı önemsizleştirdi, küçülttü. Onlardan çok daha büyük bazı kişiler, gruplar, zenginler varmış, kaynaklara imparatorluk değil onlar sahipmiş, onlar üretip satıyormuş ve her şeyi onlar yönetiyormuş da, imparator filan bir hiçmiş gibi davrandı. Bu doğrultuda da sahiden Direniş’i de İmparatorluk’u da 300-500 kişilik iki gruba indirgedi.

Haliyle Leia’nın “Kimse yardıma gelmiyor, galaksi umudunu yitirmiş,” demesi manasızdı. Zira galaksi kimin neyin yardımına gelecekti ki, ortada kapıya dayanmış öfkeli bir ergen dışında İmparatorluk mu kalmıştı? Direnişle yesinlerdi birbirlerini, kimin umrundaydı artık?

Star Wars: The Last Jedi İncelemesi

Yine haliyle filmin sonunda bir çocuğun süpürgesini Force kullanarak çağırması, parmağında Rose’dan aldığı Direniş yüzünüğünün olması, yani umudun bitmeyeceği mesajı anlamsızdı. Film daha az önce bunların hepsi boş, küçük tatsızlıklar dememiş miydi?

Filmdeki, tam da ihtiyaçları olan şifre kırıcılardan biri ile koca galakside aynı hücreye düşmeleri, onun da kapıları açıp çıkıp gidebileceği halde sanki onları bekliyor gibi hiçbir yere gitmeyişi, adadaki kemiklerle süslü hayal gücü harikası pek ürkünç dark side çukuru gibi bir ton saçmalığı hiç hesaba katmıyor, filmi sadece bize vermeye çalıştığı anlam yönünden değerlendiriyorum.

Bu filmi de pek beğenmemekle birlikte bir sonraki film için ümitlenmeye başladım zaten filmin vermek istediği mesaj bu değil miydi ben de umudumu tüketmedim.

Star Wars: The Last Jedi filmi için benden bu kadar ileride daha fazla Star Wars hakkında içerik üretme ve kendi görüşlerimi size aktarabilme dileğiyle.

“Star Wars: The Last Jedi İncelemesi” adlı yazımızın sonuna geldik. Buraya Tıklayarak başka bir yazımıza göz atabilirsiniz.

One thought on “Star Wars: The Last Jedi İncelemesi”

Yorum Yap

%d blogcu bunu beğendi: